﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Göbek eritme hareketleri, zayıflama yöntemleri, zayıflama hareketleri, hızlı zayıflama yöntemleri &#187; Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.ediyetisyen.net/c/hastaliklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ediyetisyen.net</link>
	<description>En etkili diyet listeleri ile zayıflama yöntemleri bu sitede. Kilo verme, diyetisyenler, hızlı kilo verdiren diyetler, göbek eritme yöntemleri, sağlıklı zayıflama.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 May 2012 18:25:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Kemik Erimesinin Nedenleri ve Kemik Erimesi Tedavisi</title>
		<link>http://www.ediyetisyen.net/kemik-erimesinin-nedenleri-ve-kemik-erimesi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.ediyetisyen.net/kemik-erimesinin-nedenleri-ve-kemik-erimesi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Oct 2011 18:56:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ediyetisyen.net/?p=9622</guid>
		<description><![CDATA[Kemik Erimesinin Nedenleri ve Kemik Erimesi Tedavisi Kemik erimesi aslında yanlış anlaşılan bir tabirdir. Kemiklerimiz erime gibi bir sorun ile karşılaşmıyorlar. Aslında kemik erimesi denilen şey bilinenin aksine kemiklerin incelmesi, zayıflaması ve yoğunluğunun azalarak kırılmalara karşı daha dayanıksız hale gelmesi ile karakterize olan bir hastalıktır. Kemik erimesinin kötü yanı, hastalığın ileri yaşlı kişilerde görülmesi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemik Erimesinin Nedenleri ve Kemik Erimesi Tedavisi</p>
<p><div id="attachment_9623" class="wp-caption alignleft" style="width: 160px"><a href="http://www.ediyetisyen.net/kemik-erimesinin-nedenleri-ve-kemik-erimesi-tedavisi.html/kemik_erimesi_osteoporoz" rel="nofollow attachment wp-att-9623"><img src="http://www.ediyetisyen.net/resim/kemik_erimesi_osteoporoz-150x150.jpg" alt="kemik erimesi osteoporoz" title="kemik erimesi osteoporoz" width="150" height="150" class="size-thumbnail wp-image-9623" /></a><p class="wp-caption-text">kemik erimesi osteoporoz</p></div>Kemik erimesi aslında yanlış anlaşılan bir tabirdir. Kemiklerimiz erime gibi bir sorun ile karşılaşmıyorlar. Aslında kemik erimesi denilen şey bilinenin aksine kemiklerin incelmesi, zayıflaması ve yoğunluğunun azalarak kırılmalara karşı daha dayanıksız hale gelmesi ile karakterize olan bir hastalıktır. Kemik erimesinin kötü yanı, hastalığın ileri yaşlı kişilerde görülmesi ve bunun neticesinde tedavisinin bir hayli zor olmasıdır. Özellikle doğum ve emzirme döneminde annenin kemiklerinde belirgin bir yoğunluk kaybı olduğu için hamileliğin ilk dönemlerinden itibaren kalsiyum bakımından zengin süt ve ürünlerinin tüketilmesini öneriyoruz.</p>
<p>Kemik dokusu vücudun en sert dokusu olarak görülse de aslında sürekli değişen bir dokudur ve kan ile sürekli kalsiyum alışverişi içindedir.</p>
<p>30’lu yaşlarda maksimum kemik kütlesi oluşur. 40’lı yaşlarda ise kemik erimesi başlar. Önemli olan maksimum kemik kütlesi oluşumu sırasında diyette kalsiyum eksikliği yaşamamak, spor yapmak ve güneş ışığından faydalanmaktır.</p>
<p>Kemikler yapım ve yıkımın dengede olduğu doğal bir süreç yaşar. Menopoz sonrası yapımın çok azalması ile denge yıkım lehine bozulur.</p>
<p>Sonuçta kemik kitlesi menopozu takip eden ilk beş yıl içinde her yıl % 3-5 oranında azalır.</p>
<p>Takip eden yıllarda ise her yıl kemik kitlesi %1-2 oranında azalır.</p>
<p>Menopoz sonrası dönemde estrojen eksikliğine bağlı olarak kemiklerden kalsiyum kaybı artar.</p>
<p>Osteoporotik kemikler zayıflar ve küçük darbelerle kırılabilir.</p>
<p>60-70’li yaşlarda omurgada eğrilmeler ve sırt ağrısı yakınması artar ve bayanın boyu kısalır.</p>
<p>70 yaşından sonra kalça kırığı görülme ihtimali artar.<br />
 OSTEOPOROZ RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?<br />
 OSTEOPOROZ ÖNLENEBİLİR Mİ?<br />
 OSTEOPOROZ TANISI NASIL KONULUR ?<br />
 OSTEOPOROZ TEDAVİSİ</p>
<p> OSTEOPOROZ RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?</p>
<p>Bayan olmak<br />
Zayıf olmak<br />
Fiziksel aktivitenin az olması<br />
Irk<br />
40 yaşından önce menopoza girmek<br />
İleri yaş<br />
Estrojen eksikliği<br />
Sigara ve kafein alışkanlı olması<br />
Aşırı tuz ve proteinli beslenme<br />
Düşük kalsiyumlu diyet<br />
Düşük D vitamini<br />
Fazla kafein ve alkol alımı<br />
Ailede osteoporoz<br />
Guatr bezlerinin çok çalışması<br />
Paratiroidlerin çok çalışması<br />
Kemik erimesini arttıran ilaç kullanmak( kan sulandırıcı ilaçlar, sara ilaçları, guatr ilaçları ve kortizon gibi..)</p>
<p>Şişmanlık ve kemik erimesi</p>
<p>Aşırı şişman bayanlarda fazla vücut ağırlığına cevap olarak kemikler daha iyi gelişir ve fazla miktarda olan yağ dokusunda estrojen üretimi fazla olur. Bu durumda kemik erimesi diğer bayanlara göre daha az olmaktadır.</p>
<p>Osteoporoz Kendisini Nasıl Gösterir?</p>
<p>Osteoporoz varlığında hastada aşağıda verilen şikayetler ortaya çıkacaktır;</p>
<p>Eklemlerde ağrı<br />
Sırt ağrısı<br />
Boy kısalması<br />
Dış kaybı<br />
Kendiliğinden olan kemik kırıkları</p>
<p>Bu bulgular varsa kendinizde osteoporoz varlığından şüphelenmelisiniz. Kesin tanınızın konulabilmesi için kadın doğum uzmanına gitmeniz gerekecektir.</p>
<p> OSTEOPOROZ ÖNLENEBİLİR Mİ?</p>
<p>Osteoporozun Önlenmesinde Diyetin Önemi Nedir?</p>
<p>Osteoporozun menopoz ile hızlanmasının nedeni estrojen hormonunun yetmezliğidir. Ek olarak diyette de kalsiyum eksikliği olursa ve bunun üzerine D vitamin eksikliği de eklenirse kemik erimesi daha da hızlanacaktır. Bu nedenle menopozal dönemde kalsiyum destek tedavisi almak gerekmektedir.</p>
<p>Kalsiyum için en iyi kaynak süt ve süt ürünleridir. Sütün dışında özellikle yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez kalsiyumdan zengindir.</p>
<p>Kalsiyum ilaçlarında genel olarak 1000 ila 1500 mg kalsiyum bulunmaktadır. Bu miktar günlük kalsiyum gereksinimi sağlamaktadır.</p>
<p>D vitamini ise hem kalsiyumun emilmesi hem de kemiğe yerleşmesi için gereklidir. D vitamin eksikliği ise yeterli miktarda güneş ışığı almayanlarda daha sık görülmektedir. Bu nedenle menopozal dönemde güneşli günlerde vücudumuzun güneş görmesi için uğraşmamız gerekmektedir.</p>
<p>Mineral içeriği yüksek sert suların içilmesi ( alkali ) tercih edilmelidir.</p>
<p>Aşırı protein tüketiminden kaçınılmalıdır.Çünkü yüksek proteinli diyet idrarla kalsiyum atımını arttırır ve osteoporozis için önemli bir risk faktörüdür.</p>
<p>Aşırı fosfor tüketiminden kaçınılmalıdır. Proteinli besinler genelde fosfordan da zengindir. Protein yeterli düzeyde alınırsa aşırı fosfor alımı da önlenir.</p>
<p>Yemeklere aşırı tuz eklemekten ve tuzlanmış besinleri aşırı tüketmekten sakınılmalıdır. Çünkü aşırı tuz, idrarla kalsiyum atımını arttırmaktadır.</p>
<p>Sigara içilmemelidir. Sigara kan D vitamini düzeyini azaltır. Ek olarak kan C vitamini düzeyini ve serum estrojen düzeyini de düşürür.</p>
<p>Düzenli fiziksel aktivitede bulunulmalıdır. Fiziksel aktivite gençlikte kemik kütlesini arttırır, yaşlılıkta ise kemik kaybını önler. Haftada en az 2-3 kez 30 dakika yürüyüş gereklidir.</p>
<p>Alkolden sakınılmalıdır. Alkol, kemik erimesini artırır.</p>
<p>Aşırı kafein tüketilmemelidir. Kafein içeren çay, kahve türleri ve kola tüketimi sınırlandırılmalıdır. Özellikle gazlı içecekler kemik erimesini arttırmaktadır.</p>
<p> OSTEOPOROZ TANISI NASIL KONULUR ?</p>
<p>Aslında kemik erimesinin ölçümü şüphelenilen her durumda yapılabilir. Bunun dışında doktorunuzun istediği zaman ve sıklıkta ölçümü yaptırmanız tavsiye edilir. Kemik kaybının ölçümü için çok çeşitli yöntemler vardır ancak en sık kullanılanı DEXA’dır. DEXA ile kemiğin %1-2 &#8216;lik kaybı bile değerlendirilebilir.</p>
<p>Kadınlarda osteoporoz tanı kriterleri şöyle sınıflandırılır</p>
<p>T skoru                           Tanısı                                         % kemik kaybı<br />
<-1                                  Normal                                                         %0<br />
(-1)-(-2.5)                    Düşük kemik yoğunluğu                                   %10-25<br />
      -2.5>    Osteoporoz ve artmış kırık riski                                      %25</p>
<p>Osteoporoz tanısında ve tedavinin takibinde hekim önerisi ile kullanılmalıdır. Kan ve idrarda istenebilen testler ise;<br />
Kan kalsiyum<br />
Kan fosfor<br />
Kan alkalen fosfataz<br />
Kan parathormon ve D vitamini<br />
Tiroid fonksiyon testleri<br />
Sedimantasyon<br />
İdrar hidroksiprolin<br />
Karaciğer ve Böbrek fonksiyon testleridir.</p>
<p> OSTEOPOROZ TEDAVİSİ</p>
<p>Aslında önemli olan kemik erimesi olmadan önlem almaktır. Ancak bu durum için geç kalınmış ise osteoporoz tedavisi ile erimeyi azaltmak ve kemik yoğunluğunu arttırmak esas amaç olacaktır. Bu sayede kemik ağrısı azaltılır ve kırıkların önüne geçilebilir.</p>
<p>Tedavi seçenekleri nelerdir?</p>
<p>Hormon replasman tedavisi<br />
Bifosfonatlar<br />
Kalsiyum<br />
D vitamini<br />
Raloksifen<br />
Kalsitonin<br />
Paratiroid hormonu</p>
<p>Yukarıda verilen ilaçlar doktor gözetiminde ve dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. İnternet web sayfalarında bu ilaçlar hakkında bilgi alarak ilaç kullanımı son derece sakıncalıdır.</p>
<p>Günlük Ne Kadar Kalsiyum Alınmalıdır?</p>
<p>Yetişkin bir insan için günlük kalsiyum ihtiyacı 800 miligramdır. Menopoz öncesi bu ihtiyaç 1000 mg iken Menopoz sonrası 1500 mg’a yükselir. Diyet ile alınamayan kalsiyum hazır tabletlerle takviye edilebilir. Kalsiyum tabletlerinin emilimi artacağından yemekle birlikte ve tercihen akşam yemeklerinde alınması uygundur.</p>
<p>Kemikleriniz Kendiliğinden kırılabilir!</p>
<p>50-55 yaşın üzerinde her 10 kişiden 1&#8242; inde osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup bu oran yaş ile birlikte artmaktadır. İlerleyen yaşla beraber eğer uygun tedavi alınmaz ise kalça kırıkları ortaya çıkabilecektir. Burada önemli nokta olası bir kırıktan sonra iyileşme sürecinin normale göre çok uzun olması ve bazen tam iyileşmenin olmamasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ediyetisyen.net/kemik-erimesinin-nedenleri-ve-kemik-erimesi-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>pankreasın görevleri</title>
		<link>http://www.ediyetisyen.net/pankreasin-gorevleri.html</link>
		<comments>http://www.ediyetisyen.net/pankreasin-gorevleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Oct 2010 20:23:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ediyetisyen.net/?p=7560</guid>
		<description><![CDATA[Pankreas karın boşluğunda omurganın bel bölümü önünde yeralan salgı bezidir. Ortalama 15-20 cm uzunluğunda ve kadınlarda 55 gr erkeklerde 70 gr ağırlığındadır. Önden arkaya doğru yassılaşan pankreasın düzensiz olan biçimi çengele benzetilebilir. Bölümleri: Şişkin olan sağ ucuna baş daha dar olan orta bölümüne gövde. Gövde ile başın birleştiği ince bölüme boyun ince uzun olan son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas karın boşluğunda omurganın bel bölümü önünde yeralan salgı bezidir. Ortalama 15-20 cm uzunluğunda ve kadınlarda 55 gr erkeklerde 70 gr ağırlığındadır. Önden arkaya doğru yassılaşan pankreasın düzensiz olan biçimi çengele benzetilebilir.</p>
<p><strong>Bölümleri</strong>: Şişkin olan sağ ucuna baş daha dar olan orta bölümüne gövde. Gövde ile başın birleştiği ince bölüme boyun ince uzun olan son ucunada kuyruk denir. Kuyruk bölümü dalağa dek uzar. Pankreas dalak, karaciğer ve üst mezanter atardamarlarıyla beslenir. Pankreas&#8217;ın boşaltıcı kanalları wirsung kanalı ve santorini kanalıdır.</p>
<p>Bir karma salgıbezi olan pankreas karın boşluğunda midenin arkasında yer alır. İşlevi uzun süre tam olarak bilinmeyen pankreas son yıllarda araştırıcıların büyük ilgisini çekmektedir. Bu ilginin doğ­masında pankreas yangılanmasınında ankreatit yaygınlaşmasınında rolü vardır. Pankreas yangılanması ivegen yada sü­reğen olur.</p>
<p>Genellikle kırk yaşlarındaki kişilerde ortaya çıkar. Hasta genellikle midesine aşırı düşkün ve alkoliktir. Al­kolizm pankreasdaki doku sertleşmele­rinin başlıca etkenidir. Pankreas yangı­lanması genellikle ülser kökenli bir gastrit belirtisi gösterir. Ancak ağrı ülser ağrısının belirdiği zamanlarda görül­mez. Ayrıca hastayı güçsüz bırakır ve zayıflatır.</p>
<p>Süreğen pankreas yangılan­masında ağrı zaman zaman şiddetli olup süreklidir. İvegen pankreas yangı­lanması Özellikle erkeklerde görülür. Ağrı kolik ağrısı gibi kesik kesik ve şid­detlidir. Ağrıyla birlikte kusma da görü­lür. Hastanın genel durumu beklenme­yen bir hızla bozulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ediyetisyen.net/pankreasin-gorevleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>sinir sistemi hastalıkları</title>
		<link>http://www.ediyetisyen.net/sinir-sistemi-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.ediyetisyen.net/sinir-sistemi-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Oct 2010 20:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ediyetisyen.net/?p=7557</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli hastalık süreçleri sonucunda ortaya çıkabilen ve tipik bir hastalık tablosunu çizecek biçimde birbirleriyle ilişkili görünen belirtilerin tümü sendrom olarak adlandırılır. Bilimsel tıp psikosomatik ve somatik bedensel hastalık belirtilerinin arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek psikolojik ve fiziksel hastalıkların kaynağını teşhis eder. Psikolojik etkenler fizyolojik belirtilere yol açabilir veya fizyolojik rahatsızlıkları olumsuz etkileyebilir. Aynı bağlamda fizyolojik etkenlerde psikolojik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli hastalık süreçleri sonucunda ortaya çıkabilen ve tipik bir hastalık tablosunu çizecek biçimde birbirleriyle ilişkili görünen belirtilerin tümü sendrom olarak adlandırılır. Bilimsel tıp psikosomatik ve somatik bedensel hastalık belirtilerinin arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek psikolojik ve fiziksel hastalıkların kaynağını teşhis eder.</p>
<p>Psikolojik etkenler fizyolojik belirtilere yol açabilir veya fizyolojik rahatsızlıkları olumsuz etkileyebilir. Aynı bağlamda fizyolojik etkenlerde psikolojik durumu etkileyebilir. Ama herhalde her hastalığın beden, akıl, maneviyat arasındaki derin ilişkinin etkisinden kaynaklandığını varsaymak daha ölçülü bir yaklaşım olurdu. Bu doğrultuda, bir hastalığın tedavisinin sinir ilaçları ile desteklenmesi gerektiğinde bu karmaşık etkileşimin göz önünde bulundurulması gerekir.</p>
<p>Pek çok hastalık nevraljik belirtiler göstermedikleri halde sinir sistemi ile çok yakın bir ilişki içindedir. Genelde bu tür hastalıklar tüm sinir sisteminin güçlendirilmesi yoluyla tedavi edilebilir. Bu tanıma uyacak örnek hastalıkların bazıları.</p>
<p><strong>Kan dolaşımı sistemi</strong>: Yüksek kan basıncı ve koroner atardamar hastalıkları<br />
<strong>Solunum sistemi</strong>: Astım ve saman nezlesi<br />
<strong>Sindirim sistemi</strong>: Mide ve bağırsak ülserleri, bağırsak düzensizlikleri, şişkinlik ve sindirim aksaklıkları<br />
<strong>Deri</strong>: Deri problemleri<br />
<strong>Salgı sistemi</strong>: Tiroit problemleri ve iç salgı sistemi rahatsızlıkları<br />
<strong>Cinsel sistem</strong>: Menopozla ilgili çeşitli rahatsızlıklar</p>
<p>Yukarıda adı geçen hastalık durumlarında sinir ilaçları genellikle gereklidir. Ama bu gereklilik hastalıkların ille de sinirsel kökenli oldukları anlamına gelmez. Burada hedeflenen amaç sinir sisteminin desteklenmesi yoluyla bedenin tümünü sağlıklı kılabilmektir. Sinir sistemini gözden geçirirken, hastalıklara oranla neden daha ziyade rahatsızlıklarla ilişkilendirilme eğiliminde olduğumuz açıkça anlaşılabilir.</p>
<p>Ama bunu anlayabilmek için, tüm bedenin kusursuz işleyişinin, uyumun ve enerji akımının kısıtlanmamış oluşunun önemli bir göstergesi olduğunu anlayabilmek gerekir. Rahatsızlık ve hastalığa bu açıdan bakabilmek bedeni ve ruhu birbirinden ayırmadan psikolojik ve nevraljik problemlerin ayırdına varabilme yetisini kazandırır kişiye.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ediyetisyen.net/sinir-sistemi-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kulak hastalıkları</title>
		<link>http://www.ediyetisyen.net/kulak-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.ediyetisyen.net/kulak-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Oct 2010 09:46:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ediyetisyen.net/?p=7405</guid>
		<description><![CDATA[Sağırlık: İşitme yeteneğinin az yada çok yitirümesidir. Kulak yolunun kirle­nip tıkanması gibi basit bir nedenden beri gelebileceği gibi bazen çok karmaşık nedenlerlede ortaya çıkabilir. Bu durumda temel nedenler kulak yangısı, otoskleroz, damar bozuklukları, beslen­me bozuklukları azot eksikliği, şeker hastalığı, bulaşıcı hastalıklar tifo, fren­gi, zehirlenme, kafatası veya ses trav­ması örnek olarak kazancılarda görülen has­talık yada sinirsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağırlık</strong>: İşitme yeteneğinin az yada çok yitirümesidir. Kulak yolunun kirle­nip tıkanması gibi basit bir nedenden beri gelebileceği gibi bazen çok karmaşık nedenlerlede ortaya çıkabilir. Bu durumda temel nedenler kulak yangısı, otoskleroz, damar bozuklukları, beslen­me bozuklukları azot eksikliği, şeker hastalığı, bulaşıcı hastalıklar tifo, fren­gi, zehirlenme, kafatası veya ses trav­ması örnek olarak kazancılarda görülen has­talık yada sinirsel bir hastalık olabi­lir.</p>
<p><strong>Kulak yangısı</strong>: İşitme organının yangılanmasıdır. Bu hastalığa streptokok, pnömokok gibi çeşitli bakteriler yol açabilir. Genellikle bir burun yada boğaz yangılanması sonucunda veya grip, kı­zamık, kızıl gibi hastalıklar sırasında or­taya çıkar. Dikkati çeken ilk belirtiler kulak ağrılarıdır. Bazende bir irin akın­tısı göze çarpabilir. Bu durumda he­men bir uzman doktora başvurmak ge­rekir. Çünkü süreğenleşme tehlikesinin dışında daha başka birçok tehlikeler söz konusu olabilir. Yavaş yavaş sağır­laşma, mastoidit, menenjit, kulaktan yayılan genel hastalık durumu bu tehli­kelerden bazılarıdır.</p>
<p><strong>Mastoid yangısı</strong>: Özellikle süt bebekle­rinde ivegen bir kulak yangısının baş­langıcından iki yada üç hafta sonra or­taya çıkan sürekli irin sıkıntısıyla kendi­ni gösteren bir hastalık durumudur. Mastoiditde denir. Delme işlemi uygu­lansa bile ateş düşmez ve mastoid çı­kıntısı üzerinde bir ağrı belirir. Bu has­talık sinüslerde tromboza, ivegen bir menenjite yada beyin apselerine yolaçması nedeniyle çok ciddî bir hastalıktır. Antibiyotik tedavisi olumlu sonuç ve­rir.</p>
<p><strong>Baş dönmesi</strong>: Uzayın üç boyutundan biri içinde yer değiştirme duyumları ola­rak tanımlanabilir. Krizlerle ortaya çıkar ve travma izleri, beyin uru, plaklı skleroz, damar sertliği, zehirlenme kökenli alkol yada tütünden ileri gelebilir. Sinir yangısı hatta basitçe bir kulak yangısı gibi çok çeşitli nedenlerden ileri gelebi­lir. Yalnız başına veya kulak uğultusuyla sağırlıkla mide bulantılarıyla yada kus­malarla birlikte görülen baş dönmesi daima çok ciddiye alınmalıdır. Bu du­rumlar kulak burun boğaz uzmanının derinlemesine bir muayenesini gerekti­rir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ediyetisyen.net/kulak-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

