Nöropatik ağrıda somatosensoriyal sistemin anormal uyarılması söz konusu olduğu için ağrı spontan olarak ortaya çıkar. Buna ağrı eşiğinde düşme eşlik eder.
Dolayısıyla da normalde ağrısız olan bir uyaran ağrı oluşturabilir. Uyarana karşı oluşan duyarlılık artışının hem süresi hem de amplitüdü abartılı boyutlara ulaşabilir.
Nöropatik ağrı sendromları arasında en önemli grubu oluşturan diabetik nöropati periferik nöropatiler arasında tanı açısından daha kolay ancak tedavi açısından oldukça zor bir grubu oluşturmaktadır.
Kesin olarak bilinmemekle birlikte diabetik nöropatinin genel olarak diabetli hastaların %50’sinde görüldüğü kabul edilmektedir. Diabette nöropati mekanizmaları ile ilgili çok çeşitli görüşler ileri sürülmesine karşın, diğer nöropatik ağrı sendromlarında olduğu gibi mekanizma kesin olarak açıklanamamaktadır.
Yüksek seyreden kan şekerinin periferde fruktoz ve sorbitol artışına neden olduğu ve bu maddelerin periferik sinir hasarına yol açtığı ileri sürülmektedir. Ancak klinikte rastlanan nöropatik bulguların tümünü bu yolla açıklamak mümkün değildir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda bu hastalarda otoimmün mekanizmaların da rol aldığını göstermekte ve sinir hasarına antinöral otoantibadilerin neden olduğu öne sürülmektedir.
Aynı çalışmalarda mikrovasküler mekanizmaların da etkisi, endonöral ve epinöral vasküler değişikliklerin oluşturduğu iskeminin sinir hasarına neden olduğu belirtilmektedir. Büyüme hormonu ve glikoprotein laminin gibi endokrin faktörlerin de mekanizmada rol oynadığı düşünülmektedir. Bu hasta grubunda oluşan sinir hasarının hastalıkla birlikte süreklilik göstermesi ve farklı mekanizmaların klinik tabloda rol alması, tedavide yaşanan zorlukları da açıklamaktadır.
Diabetik nöropati farklı klinik tablolar şeklinde karşımıza çıkabilmekte ve fokal nöropatiler, trunkal nöropatiler yada mikst simetrik distal nöropatiler şeklinde görülebilmektedir. Özellikle mononöropatinin diğer nöropatik ağrı sendromlarından ayırıcı tanısı zorluk göstermektedir.
Farklı klinik tablolar arasında en sık görüleni mikst simetrik distal nöropatiler olup hastanın diabet varlığı biliniyorsa tanı açısından en kolay olanıdır. Klinik tablonun ağırlığı hastadan hastaya çok farklılık göstermekle birlikte bu grup hastalarda başlangıçta uygulanan koruyucu tedavi yöntemlerinin nöropatinin şiddetini azalttığı bilinmektedir.
Kronik nöropatik ağrı sendromları arasında en karmaşık olanı kuşkusuz kompleks rejyonel ağrı sendromlarıdır. Klinik olarak iki grupta incelenen CRPS (I ve II) bir çok araştırma ve klinik yaklaşım olmasına rağmen patofizyolojisi, hastalığın seyri ve tedavisi ile ilgili birçok bilinmeyen bulunan ağrı sendromlarının başında gelmektedir. Nöropatik ağrısı ya da CRPS olan hastalarda semptomlar çok çeşitlilik göstermektedir. Hastalarda tarif edilen semptomlardan en sık rastlanan spontan yanma ve iğnelenme tarzında ağrıdır.
Hastaların %69’unda ise hafif mekanik uyaranlarla elbisenin etkilenen bölge ile teması gibi o bölgede hiperaljezi /allodini tespit edilebilmektedir. Bu gruptaki hastalarda ayrıca zedelenmiş sinirin innerve ettiği bölgede allodini ağrılı olmayan uyarıya ağrı yanıtı ile birlikte hipoestezi de gözlenebilir.
Vazomotor otonom bozukluğuna bağlı etkilenen ekstremitede renk ve ısı değişiklikleri saptanabilir. Bu hasta grubunda cilt terlemesindeki asimetri gibi sudomotor değişiklikler de olabilir. CRPS’li hasta grubunda ciltte, tırnaklarda ve kıllanmada trofik değişiklikler saptanabilir. Hastaların bir çoğu etkilenen ekstremitenin hastalığının belli bir döneminde ödemlendiğini, hareket kısıtlılığı olduğunu, belirtmekte, ekstremitede zayıflık, kuvvet kaybı da görülebilmektedir.
Nöropatik ağrı tanısında kullanılan parametreleri subjektif ve objektif olarak ayırabiliriz. Subjektif değerlendirmede en önemli faktörler ağrı tipi ve şiddetinin belirlenmesidir. Bu değerlendirmede birçok farklı ağrı skalası önerilmekle beraber, hangi skala kullanılırsa kullanılsın detaylı ve doğru bir anamnezin tanıda çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
Fizik muayenede motor sistem değerlendirmesinin yanı sıra sensoryal sistem ve otonom sinir sistemi muayenesi yapılmalıdır. Sensoryal değerlendirmenin en önemli bölümünü oluşturan duyu muayenesinde ağrının yanı sıra, dokunma, basınç, pozisyon, vibrasyon duyuları da değerlendirilmelidir.
Bunlar da İlginizi Çekebilir
